Ekim 25, 2011

Sultan Süleyman'ın Şehzadelerinin Akıbetleri


Yavuz Sultan Selim (1470-1520) ve Ayşe Hafsa Sultan'dan (1479-1534) doğma I. Süleyman veya Kanuni Sultan Süleyman (1495-1566), Batılıların tabiriyle "Muhteşem Süleyman" olarak ta anılmaktaydı. 10. Osmanlı padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman, 46 yıl süren hanedanlığı süresince babası Yavuz Sultan Selim'den devraldığı 6,5 milyon kilometrekarelik Osmanlı toprağını 14 milyon 8 yüz bin kilometrekareye ulaştırmış, kazandığı başarılı zaferlerle Osmanlı Hanedanlığına altın yıllarını yaşatmıştır. Onun döneminde siyasi ve askeri tüm gücü elinde bulunduran Osmanlı İmparatorluğu, deniz ve kara savaşlarının neredeyse tümünü kazanmıştır. Saltanatı süresinde yakın arkadaşı ve iyi bir asker olan ve kardeşi Hatice Sultan ile evlendirdiği Pargalı Damat İbrahim Paşa'yı (1493-1536) 1523-1536 yılları arasında sadrazamlık makamına yükseltmiştir. İbrahim Paşa'da onun yönetimi altında devletin ikinci büyüğü konumuna gelmiş ve bir çok askeri ve siyasi başarılara imza atmıştır. Saltanatı döneminde Kanuni Sultan Süleyman'a şehzade ve sultan hanımlar doğuran zevcelerini ve doğurdukları çocukların özellikle şehzadelerin akıbetlerini incelediğimizde ilginç hadiselerle karşılaşılmaktadır. Ancak aşağıda zevceleri ve şehzadeleri ile ilgi verilen bilgilerin o dönemi kaleme alan eski Osmanlı tarihçilerinden aynen aktarıldığının altını çizmek istiyorum. Yani kimi bilgiler kesinken yanına soru işareti eklediğim bilgiler o dönemde kaleme alınan ve günümüzde birer rivayet olarak varlığını sürdüren iddialardır.  

Şehzade Emirhan (1512-?)

Sultan Süleyman'ın ilk oğlu olduğu düşünülen şehzade Emirhan'ın yaşadığı konusunda bile bir takım rivayetler ve söylentiler vardır. Tarihçilerin ifadelerine göre annesi olduğu düşünülen Fulhane Hatun (bazı kaynaklarda Ful Dane) (?) bazı kaynaklara göre ise ismi bilinmeyen başka bir cariyeden olduğu ifade edilen şehzade Emirhan'ın ölümü ile ilgili de herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. 1512'de doğduğu belirtilmektedir.

Şehzade Mahmud (1512-1521)

Tarihi kayıtlara göre bir Arap hatunu olduğu ve Sultan Süleyman, tahta çıkmadan önce Manisa Valiliği yaptığı 1512-1520 tarihlerinde kendisi ile münasebet kurduğu bilinen Fulhane Hatun (?), Sultan Süleyman'a 1512'de bir şehzade doğurmuştur. Sultanlık mertebesine erişen Fulhane Hatun'un doğurduğu şehzadenin yani ileride Osmanlı tahtının muhtemel varisinin ismi Mahmud idi. Talihsiz şehzade Mahmud, 8 yaşlarındayken yakalandığı bir hastalık sonucunda 1521'de henüz hayata başlayamadan ölmüştür. Sultan Süleyman'ın ilk şehzadesi Mahmud idi. Rivayete göre Sultan Süleyman, bu küçük şehzadesinin ölümüne o kadar çok üzülmüştür ki kendisini gözyaşı dökmekten alıkoyamamıştır. 

Şehzade Mustafa (1515-1553)


Sultan Süleyman'ın gözde zevcelerinden biri olan Mahidevran Gülbahar Sultan (?-1580), padişaha 1515 tarihinde bir erkek çocuk doğurarak önceden Fulhane Sultan'ın erişmiş olduğu gibi haseki unvanına da erişmiştir. Doğurduğu çocuğun adı Şehzade Mustafa'dır. Saray içinde çok iyi bir eğitimle büyütülmüş ve Sultan Süleyman'dan sonra tahta geçmesine kesin gözle bakılmıştır. Halk nezdinde de çok sevilip sayılan şehzade Mustafa, babasının gözde şehzadelerinden biriydi. Şehzade Mustafa, yetişkin bir genç olduğunda babası tarafından Amasya'ya tayin edilmiştir. 1553 yılı sonlarında Sultan Süleyman iyice yaşlandığı için İran'a yapılacak bir seferde ordunun başına geçmek istemediğinden dolayı görevi Veziriazam Rüstem Paşa'ya (1500-1561) devretmişti. Rüstem Paşa, Konya'ya vardığı zaman Sultan Süleyman'a askerler arasında padişahın yaşlı olduğu için sefere gelemediği ve yerine oğlu Mustafa'yı çıkartacağı konusunda ortaya çıkan söylentilerden Sultan Süleyman'ı haberdar ediyordu.  

Rüstem Paşa, İran şahıyla şehzade Mustafa'nın yakınlık kurduğunu ve şehzade Mustafa'nın yeniçeri askerleriyle anlaşarak babasını yani Sultan Süleyman'ı tahttan indirebileceğini ve ayaklanma başlattığını mektuplar aracılığıyla belirtti. Bunun üzerine Sultan Süleyman, oğlunun bertaraf edilmesi konusunda ikna olarak ilerleyen yaşına rağmen sefere çıkma kararı aldı. Nahçıvan Seferine çıkan Sultan Süleyman, oğlunu onunla görüşmek üzere huzuruna davet etti. Sultan Süleyman'a ait kurulmuş koskoca bir otağ da babasıyla görüşeceğini öğrenen şehzade Mustafa, buraya geldiğinde otağ önünde duran nöbetçiler silahını bırakması gerektiği söylemişlerdir. Şehzade Mustafa, üzerindeki silahları bırakarak otağa girdiğinde içeride babası yerine çok sayıda sağır ve dilsiz cellatla karşılaşmıştır. Üzerine çullanan cellatlarla boğuşan ve babasına yardım çığlıkları atan şehzade Mustafa, kementle boğularak öldürülmüştür. Bazı tarihi kaynaklara göre otağın içinde yer alan bir perdenin ardında Sultan Süleyman, bu olayı izleyerek cellatlarına "On yıldan beri bir gece bana rahat uyku nasipetmeyen bu hainin hakkından gelemez misiniz!" dediği söylenmektedir. Sultan Süleyman'ın bu olayı izleyip izlemediği tam olarak bilinmemektedir. 

Şehzade Mustafa'nın babası Sultan Süleyman tarafından boğdurulması halkta ve yeniçerilerde büyük tepkilere sebep olan dramatik bir olaydır. Bu olayın üzerine Şehzade Mustafa'nın küçük oğlu yani Sultan Süleyman'ın küçük yaştaki torunu Mehmed ise 1554'te annesinin kucağından alınarak benzer şekilde kementle boğularak öldürülmüştür.

Şehzade Murad (?)

Sultan Süleyman'ın üçüncü hanımı olduğu rivayet edilen Gülfem Hatun (1497-1562), 1520-1522 yıllarına tekabül eden bir tarihte Sultan Süleyman'ın gözdelerinden olarak Murad isimli bir şehzade dünyaya getirdiği ifade edilmektedir. Gülfem Hatun Camisinde yazılı olan bir kitabe de "Sultan Süleyman'ın Harem-i Humayunları cariyelerindedir" ifadesine bakıldığında Gülfem Hatun'un kesin olarak Sultan Süleyman'ın eşlerinden biri olduğu söylenebilmektedir. Hakkında çok fazla bilgi olmayan şehzade Murad, bazı kaynaklar da 1511'de yani 14 yaşındayken Sultan Süleyman tarafından boğdurtulduğu yazmaktadır. Başka kaynaklarda ise şehzade Murad'ın hastalanarak küçük yaşta öldüğü ifade edilir. Şehzade Murad hakkında bilinenler net değildir.  

Şehzade Mehmed (1521-1543)


Ortodoks bir aileden devşirme olup gerçek adı Roxelana olan Hürrem Hatun (1506-1558), Sultan Süleyman'ın en gözde hatunlarından biri olmuş, kısa sürede Haseki Sultan unvanı alarak Osmanlı tarihinde bir padişaha nikah kıydıran ilk ve tek kadın olmuştur. Kısa sürede sarayda yükselen ve devlet yönetiminde etkili olan Hürrem Sultan, Sultan Süleyman'a 9 (?) şehzade ve 2 (?) sultan hanım doğurmuştur. İlk çocuğu şehzade Mehmed, 1521'de dünyaya gelmiştir. Topkapı Sarayında yaşamını sürdürmüş olan şehzade Mehmed, annesi ve babasının yakın ilgisiyle büyümüş, Mahidevranın oğlu ve kardeşi Şehzade Mustafa yerine Manisa sancakbeyliği görevine getirilmiştir. İleride tahtın veliahtlığına kuvvetli bir şekilde aday olduğu ifade edilen şehzade Mehmed, 22 yaşındayken neden olduğu belli olmayan bir sebeple hayatını kaybetmiş, tarihçilerin ortak kanaatine göre ölümcül bir hastalıktan dolayı genç yaşında ölmüştür. Tarihçilerin önemli bir kısmı bünyesi sağlam olmayan ve sıkça hastalanan şehzade Mehmed'in sağlığı yerine geldiği zamanlarda Sultan Süleyman'ın bu haberi kutlamak için şenlikler düzenlemiş olduğundan dolayı şehzade Mehmed'in hastalıktan öldüğü teorisine kesin gözle bakmaktadır.    

Şehzade Abdullah (1523-1526) (?) 

Hürrem Sultan'ın dünyaya getirdiği ikinci şehzade olan Abdullah, doğumundan üç sene sonra geçirdiği bir rahatsızlık sonucunda henüz bebek denilebilecek bir yaşta ölmüştür. Bazı kaynaklara göre 1522 ile 1524 yılları arasında yaşamıştır. Şehzade Abdullah hakkında bilgiler kesin değildir.  

Şehzade Selim "Sultan II. Selim" (1524-1574)

Annesi Hürrem Sultan'ın doğurduğu üçüncü şehzade olan Selim, 1524'te dünyaya gelmiş kardeşleri şehzade Mustafa ve şehzade Mehmed ile birlikte büyümüştür. Şehzade Mustafa gibi çok iyi bir eğitim görmüş ve tahtın iddialı varislerinden biri olarak göze çarpmıştır. Becerisi ve yeteneği sayesinde1558'de Konya sancakbeyliğine atanmıştır. Annesi Hürrem Sultan, kendi doğurduğu bir şehzadenin tahta geçmesini arzulamaktaydı. Böylece Valide Sultan mertebesine erişebilecek ve sözünü her yerde geçirebilecekti. Şehzade Selim, diğer kardeşleri içerisinde tahtın varisi olarak gözüken ve halkın desteğini yanına almış olan şehzade Mustafa ile taht mücadelesine girişmiştir. Şehzade Mustafa'nın babası tarafından boğulmasıyla birlikte karşısında Hürrem Sultan'dan doğma şehzade Bayezid kalmış, öz kardeşiyle şiddetli bir taht mücadelesine girişmiştir. İki şehzadenin de saflarında yer alan iki ayrı ordu oluşmuş ve birbirlerini bertaraf edebilmek için uzun süre çarpışmışlardır. Bu mücadele de babası Sultan Süleyman'ın desteğini alan Şehzade Selim, giriştiği savaşta kardeşi Bayezid'i ve ordusunu bertaraf ederek babasının ölümünün ardından Osmanlı Hanedanlığının 11. padişahı olarak tahta geçmiştir. 

Şehzade Bayezid (1525-1562)


Hürrem Sultan'ın doğurduğu dördüncü şehzade olan Bayezid, 1525'te dünyaya gelmiştir. Çocukluğundan beri akıllı ve bir o kadar da isyankar tavrıyla dikkat çekmiştir. Karaman sancak beyliği görevini yerine getiren Bayezid, kardeşi şehzade Mustafa'nın öldürülmesinin ardından onun destekçilerinin başlattığı ve tarihte Düzmece Mustafa Olayı olarak geçen ayaklanmalar meydana gelmiştir. İsyanı durdurmaya çalışırken ağır davrandığı hatta isyanı düzenlediği söylentileri yüzünden şüpheleri üzerine çekmiştir. Annesi Hürrem Sultan tarafından korunan ve Sultan Süleyman tarafından affedilmesini sağladığı oğlu şehzade Bayezid, annesinin ölümünün ardından yanlız ve korumasız kalmıştır. Bu esnada kardeşi şehzade Selim ile giriştiği taht kavgaları ve mücadeleleri sonucunda mağlup olmuş, babasından af dilemesine rağmen asi olduğu gerekçesiyle Sultan Süleyman yakalanması emrini vermiştir. İran'a sığınan Bayezid, babası Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle 23 Temmuz 1562'de boğdurularak öldürülmüştür. Bu olayın akabinde Orhan, Osman, Abdullah ve Mahmud isimli oğulları yani Sultan Süleyman'ın torunları da aynı gün boğulmak suretiyle öldürülmüşlerdir. Bayezid'in öldürülmesi İran halkında büyük tepkilere yol açmış, bölgede bulunan Osmanlı temsilcileri taşlanmıştır.  

Şehzade Mehmed (1526-1533)

Sultan Süleyman'ın yine küçük yaşlarda ölen şehzadelerinden biri olan Mehmed'in annesinin Hürrem Sultan olduğu tahmin edilmektedir.

Şehzade Cihangir (1531-1553)

Hürrem Sultan tarafından dünyaya getirilen son şehzade olan Cihangir, 1531'de dünyaya gelmiştir. Fiziksel görünüşü itibarıyla kambur ve sakat olduğu için diğer kardeşleri tarafından alay konusu olmuş, kendisini kollayan ve koruyan tek kardeşi şehzade Mustafa olmuştur. Şehzade Mustafa ile büyüyen Cihangir, sakat ve kambur olduğu için en baştan beri gözden düşmüş ve padişah olma umutları erken yaşlarda bitmiştir. Şehzade Mustafa'nın babası tarafından boğdurulmasını haber aldıktan kısa bir süre sonra hastalanarak ölmüştür. Rivayetlere göre Mustafa'nın ölümüne dayanamayarak hasta olmuş bazı kaynaklara göre ise intihar etmiştir. Hastalıktan öldüğü bilinen şehzade Cihangir, Sultan Süleyman'ın sevdiği çocuklardan biri olduğu için öldüğü zaman padişahı derinden yaralamıştır. Öyle ki Sultan Süleyman, onun adını Cihangir isminde kurduğu yeni semte vererek yaşatmayı düşünmüştür. Cihangir semti, şehzade Cihangir'den gelmektedir. 

Şehzade Orhan (1543-1562) (?)
Şehzade Osman (1545-1562) (?)
Şehzade Orhan (1554-1562) (?)


Yukarıda adı geçen 3 şehzadenin annesinin Hürrem Haseki Sultan olduğu rivayet edilmekle birlikte doğum ve ölüm kayıtlarına göre aynı yıllarda ölen kardeşler için tarihi bilgiler yok denebilecek kadar azdır. Bazı tarihçiler bu 3 şehzadenin aynı sene içinde ölmesini boğdurtuldukları iddiasına dayandırmaktadır. Ancak bu üç şehzadenin yaşadığı konusu bile belirsizdir ve birer rivayetten ibarettir. 

Kimi taht kavgalarına kurban giden kimi de hastalanarak eceliyle hayata veda eden şehzadelerin içinden şehzade Selim padişah olarak tahta geçmiştir. Hürrem Haseki Sultan, Sultan Süleyman'a iki sultanhanım doğurmuş, Sultan Süleyman tarafından bu çocuklara Mihrişah ve Raziye isimleri verilmiştir.

Kaynakça


AKMAN, Dr. Mehmet (1997). Osmanlı Devleti'nde Kardeş Katli. Eren Yayıncılık: İstanbul. s.84-98.
TEKTAŞ, Nazım (2010). Osmanlı'da Kardeş Katli Gün Görmeyen Şehzadeler. Çatı Yayıncılık: İstanbul. s.125-139, 181-183.


Sami Mert EĞİLMEZER
Tarih Kronikleri
https://www.facebook.com/pages/Tarihi-Kronikler/1408576829403915
samiegilmezer@gmail.com
twitter.com/mertegilmezer
facebook.com/sami.egilmezer




    

20 yorum:

Adsız dedi ki...

bir baba kanunide olsa bi taht kavgası için kendi cocuklarını nesıl öldürür şu gelişmiş zamanda bile bukadarı duyulmadı böyle bir hayat olamaz ne oldu kendi cocuklarını torunlarını öldürdü de ne gecti eline bu dünya bu saltanat ona kaldımı yazık okudukça isyan edilecek bir hayat

Adsız dedi ki...

Zamanı zaman içinde yorumlamalısınız.
Günümüzdeki yaşamlardan bahsetmiyoruz Ortaçağ
yaşamı hakkında konuşacaksanız
Ortaçağ yaşamını iyi bilip
o dönem zihniyetiyle düşünmelisiniz.
Tıpkı Osmanlı dönemi içinde düşüneceğiniz gibi.
Kanuni Sultan Süleyman
katil değildir.
Yorumunuza katılmıyorum devlet bekası için gerekli
görüldüğü durumlarda böyle şeylerin yaşanması o dönem
için gayet tabii.

Adsız dedi ki...

BU KADARI DA OLMAZ.HANGI CAG OLURSA OLSUN.KALA KALA O KADAR COCUKTAN BIR TEK SULTAN SELIM KALMISH.KANUNIYI ANLAMIYORUM.

Adsız dedi ki...

islami bilgi birikimleriyle Kuranı Kerimi en iyi şekilde öğrenen Halife olarak adlandırılan,Müslümanlığın bayrağını dalgalandırdığını cihana duyuran insanların evlatlarını öldürtmeleri ebedi hayatın burası olmadığını bilecek kadar islam bilen insanların bile yapamıyacağı şeyleri yapmaları DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR.

Adsız dedi ki...

Aslında bu tür tartışmalara pek yorum yazan birisi değilim ama
tarihe okudukları tek bir metnin penceresinden bakarak, kendi
dünyalarının yettirdiği bir mantıkla eleştiri yazanları görünce
dayanamadım. Bir arkadaşın "Zamanın şartaları", "Devletin bekası"
şeklinde bahsetdiği sebepler es geçilmiş, "Bir baba evladına
bunu yaparmı?" denmiş.

Yapar! Yapmalıdır!

Nedenmi? Bu yorumuma sebep olarak "fetret devri" ni göstermem aklı
selim insanlar için yeterli olacaktır. Bilindiği üzere Yıldırım
Bayezid'in oğullarından Emir Süleyman,İsa Çelebi,Musa çelebi ve
Çelebi Mehmet arasında 1402 de başlayan taht mücadelesinin yaşandığı
11 yıllık süreçtir. 1413 de bitene kadarki savaşlarda yaşamlarını
yitiren Emir Süleyman,İsa ve Musa Çelebinin akibetleri, babaları
tarafından öldürülen şehzadelerden pek farklı olmamıştır. Görünen
tek fark, katillerinin babaları yerine kardeşleri olması gibidir,
ama bu fark ancak, tarihte yaşanmış bu olayı kitaptan bir hikaye okur
gibi okuyan bizlerin göreceği bir farktır. Asıl farkı; Osmanlı'nın
kendisiyle yaptığı savaşlarda, kendi insanları tarafından öldürülen
binlerce emirkulu oluşturuyor. Halbuki vaktiyle Yıldırım Bayezid
vakti geldiğinde Sultan Süleyman'ın yapmak zorunda kaldığı şeyi
yapmış olsaydı, ölen binlerce insan için ağlayan yüzbinler yerine,
sadece üç kişi için birtek kendi ağlıyor olacaktı.

Bu kararların kıskançlık, haset, koru gibi sebeplerden ötürü
kolaylıkla alındığını sanmayın. Zira Şehzade Mustafa'nın akibeti için
toplanan meclisten zamanın başkadısı Ebu Sûd'un fatvasınında alınmasıyla
çıkan ölüm kararının kolaylıkla alındığını düşünen Süleyman, tepkisini;
"Tabii öldürün dersiniz, ne evlat sizin ne devlet" sözleriyle dile
getirmiştir. Fransa'da bir müzede Sultan Süleyman'ın cennazesinin tesvir
edildiği, cenazeyi ve arkasında bir sandığı taşıyan insanları gösteren
bir miyatür bulunmaktadır. Süleyman'ın ölümünde mazarına konmasını vasiyet
ettiği bu sandık Ebu Sûd'un isteği üzerine açıldığında içinden Sultan'ın
aldığı tüm kararlar için Ebu Sûd tarafından verilen fetvaların yazılı
olduğu kağıt'lar çıkmıştır. Bu hadise ile görülüyorki; Süleyman hiçbir
kararını kendi başına almamıştır. Bir Padişah, o devletin babası gibidir.
Tebasının selahiyeti ve devletin bekası için gerektiğinde evladından bile
vazgeçeceği kararların ağırlığını omuzlarında taşımak zorundadır. Eğer hâla
"Süleyman'ın yerinde ben olsaydım bu kararı kesinlikle almazdım"
diyebiliyorsanız, bu ancak Padişah'lık yapacak biri olmadığınızı gösterir.

Sami Mert Egilmezer dedi ki...

Katkılar için teşekkür etmekle birlikte bende düşüncemi paylaşmak istiyorum. Osmanlı tarihi boyunca görülen ve bir devlet geleneği olan "kardeş katli", orjinalde Latince'de "parricidium" kelimesinden gelmektedir. Eski Türk Devletleri'nde, İran ve Bizans egemenliği altında da görülen bu gelenek her şeyden önce tarihsel bir olgudur. "Kardeş katli" devletin geleceği için uygulanmış olan, duygusal düşünüldüğünde insani açıdan dramatik ancak kendi iç mantığında kabul edilebilir tarihsel bir vak'adır. Bu olgunun ortaya çıkmasında temel bazı sebepler var. Bu sebepleri, Dr. Mehmet Akman şu şekilde aktarıyor: "Her ne saikle olursa olsun, iktidar erkine ortak kabul etmeme, siyasi iktidarı kaybetmeme, ya da onu ele geçirme, çoğu kere de iktidarı kendi oğullarına bırakabilme kaygısıdır". Yani bu tarihi olguyu tartışırken kendi iç mantığında değerlendirmek gereklidir. Sevgiler.

HUSEYİN Darici dedi ki...

osmanlıyız atamız cihan imparatorlukları kurmuş Türküz diye hep gururlanırız.lakin bunları okuyunca gurur duydugumuz atalarımız olmadıklarını farkederek hayal kırıklıgına sevkediyor beni.Büyük konuşmayayım ama kardeş kardeşi baba oglunu öldürtürmü bu nasıl zihniyetdir bu nasıl bir hırsdır.aylık 1000 tl ye çalışan birisi olarak anlam veremiyorum buna.yine de şükür diyorum.ne oldu hepiniz gittiniz kara toprak oldunuz ne götürdünüz!ayrıca bu Osmanlıda hıristiyan veya müslüman vaya her hangi bir dinden olan kadınları kızları kaçırıp köle cariye hanım yapmalarınıda anlam veremiyorum yani hatta bunu bir Türk olarak kabul edemiyorum utanıyorum.yazıkkkkk...

Adsız dedi ki...

Kesinlikle ayni fikirdeyim 1.ahmet kaldirmis kardes katlini allah rahmet eylesin

Adsız dedi ki...

Kanuni Sultan Süleyman Şehzade Mustafa'yı boğdurarak tarihin değişmesine sebep olmuştur.Padişah olduğu süre içerisinde bir çok başarıya imza atmış olsa da Hürrem Sultana olan zaafından dolayı bir çok yanlış karar almıştır.Bu yanlış kararların en büyüğü İmparatorluğu Sarı Selim namı değer (ayyaş Selim)'e emanet etmesidir.Ecdadımız olması tarihte yanlış yapmadığı anlamına gelmez.Devlet bakası için öldürdü diyen arkadaşlar hiç bir şey Allah'ın kitabından üstün değildir.Şeriata göre Sultan Süleyman katildir.

Adsız dedi ki...

kanuni osmanlıdaki gelmiş geçmiş en büyük o.ç dur. Bu şerefsizden başka fatih, orhangazi, vs gibi daha birçok kansız vardır.. Bugünkü durumumuz o dönem ki yapılan yanlışlara dayanır..

Adsız dedi ki...

Bana bu bilgilerin kitaplardaki sayfa numaralarini söyleyebilir misiniz makale yaziyorumda çok acil. Teşekkürler bilgileriniz için..

Adsız dedi ki...

oncelikle devlet bekasi icin alinan tum kararlar bana gore dogru ve yerindedir bunu islamla karistirip kanuni ye dinsiz diyenleri anlamakta gucluk cekiyorum nasil insan aciz akliyla o zamanin halifesine dinsiz deme curretinde bulunabilir nasil bir adem oglu ecdadina atasina dil uzatabilir kotu soz beyan edebilir okudukca benim yuzum kizardi benim de sultan suleymanin sevmedigim begenmedigim taraflari var oncelikle hurreme olan bagliligi ve zaafi ona bir cok yanlis karar aldirmistir ayrica sehzade mustafa yi bogdurtmasi tam bir fiyaskodur mustafa yi isyan edicek gerekcesiyle bogdurtmasi buyuk bir yanilgidir piri reis barbaros hayrettin pasa pargali ibrahim tahlicali yahya gibi devletin gelismesine katkida bulunan bunca insanin mustafa safhinda olupta sultan suleymaninda bunu bilmesine ragmen yinede mustafayi bogdurtmasi hangi acidan bakilirsa bakilsin akla mantiga uyan bir vaka degildir sultan suleymani kendi fikrimizce elestirirkende kullandigimiz uslubu cok iyi secmemiz gerek neticede sultan suleyman bir cihan sultani ve de en onemlisi bizim ecdadimizdir.

Mahmut Keser dedi ki...

Bu yorum icin sizi tebrik ediyorum.bir konuya boyle ancak boyle yorum ve cevap verilebilebilir.aksasay li mahmut keser

Mahmut Keser dedi ki...

Bir tek serefsiz var oda sen ve senin gibiler.o.c.efendi ol.

Mahmut Keser dedi ki...

Sehzade mustafa nin bogdularak oldurulmesi avrupa yolumuzu kapatmis ve bizi su an amerkanin esiri etmistir

Adsız dedi ki...

Agzini topla kendine gel

Adsız dedi ki...

Tamam Osmanlı Devleti diyoruz saygı duyuyoruz. Kanuni Sultan başarılı idi fakat evladını öldürten de o bunun hesabını zor verir diğer padişahlar o haremler zevk-i sefalar. Bir de "sözde halife" oluyorlar. Sen daha halife olmanın yol başlangıcına bile gidip başlayamazsın. Halifelik çoooktan bitmiştir. Halife olmak öyle kolay iş mi ya sen kimsin ki olacaksın??? Onlar tüm malını mülkünü dağıttı yardım yarışına girdiler çoğu zaman aç yattılar aç. Ülkede ve dünyada biri benim yediğimi yemiyorsa ben önümdeki yemeği yiyemem dediler. Sen kalk onlarla eş tut kendini halifeymiş. Hz. Ömer adil yönetemem belki birisi aç susuz kalır da bana lanet eder diye korktu olmak istemedi. Kaldı ki adalet timsali kendisi. Halife oldu ve çok adil bir şekilde yönetti. Bak bakalım bunlar her gece milletin evine yüzünü saklayarak yemek götürdü kimse görmeden bıraktı kaçtı

Adsız dedi ki...

işte Sultan Suleyman Kanuni bu.öz adını Kanuni koymuş ne yazıq ki en dehişetli cinayet ederek şahzede Mustafanı sorğulamadan öldürmüş. şahzede Mustafanın ölümündən sonra Osmanlı devletinin suqutu başlayır. Tükr xalqlarının bu günkü faciesi Şahzade Mustafanın olömündən sonra başladı.Sefevi şahı Tehmasibde bir tük padşahı idi lakin farslar onu Sultan Süleymana karşı quydular. Sultan Süleyman bunu başa düşmedi. Şah Tehmasibin ulu babası Haydar paşa demiş biz türkük türkə qarşı vuruşmarıq. lakin farslar kökleri bir olan iki qardaşları Şah ismayili və Sultan Süleymanı vuruşdurmağı başarmışlar.bununda sonu cok dahişetli olmuş. türk halqları bölünmüşdü.

Adsız dedi ki...

ne kadar yanlış bilgiler var tarih hakkında.Raziye sultan Mahidevran Sultanın kızı bu konuda Mahidevran sultanın kardeşinin soyundan gelenlerin birsürü röportajı var.ikincisi şehzade orhan ve osman şehzade beyazıdın oğullarıdır.ölüm tarihi de yazıyor zaten 1562.Şehzade Beyazıdın ve oğullarının boğulduğu yıl.Şehzade Mahmutun da Mahidevrandan olduğu söyleniyor ki Fülane adı bilinmeyen hakkında hiçbir fikre sahip olunmayanlar için takma isim olarak kullanıyor.

Adsız dedi ki...

hürrem sultan şehzade orhan ve osmanı doğuramaz biraz mantık lütfen o yıllarda 50 yaşında filan,keşke bira düşünülerek tarih hakkında bilgi paylaşılsa...