Mayıs 04, 2013

Bölüm I: Kavram Olarak Nekrofili (Ölüsevicilik)

Nekrofili (Ölüsevicilik) konusunu önce kavram, sonra mitoloji ve tarihteki yeri açısından bir kaç güne yayarak aktarmak istiyorum. Bu ilk blog kaydı Bölüm I: Kavram Olarak Nekrofili (Ölüsevicilik) başlığı altında ele alınacaktır.

Nekrofili (Ölüsevicilik), M.Ö. 6. yüzyıl ile M.S. 6. yüzyıl arasında kullanıldığı bilinen Antik Yunanca'da yer alan "ölü, ceset" anlamlarına gelen necros ve "sevgi" anlamına gelen philia kelimelerinden türeyen bilimsel bir addır. Fransızca'da nécro olarak bilinen kelime, bilim dilinde "ölüsevicilik" anlamına gelen nekrofili olarak bilinmektedir. Nekrofili saplantısında olan kişiler "ölü insanlarla veya insan cesetleriyle cinsel ilişki kurmaktan ya da onlarla her türlü münasebeti sürdürmekten cinsel haz duyan" kişilerdir. Ölülerle cinsel ilişkiye girmek olarak tanımlanan nekrofili, psikolojide cinsel sapmaları tanımlayan "parafili" kategorisinin alt başlıklarından biridir. Parafili cinsel uyarılmanın ve hazzın alışılmamış cinsel davranışlarda bulunulmasıyla edinilen sapkın bir davranış olarak tanımlanmaktadır. Parafili çeşitleri üzerine akademik çalışmaları olan Amerikalı psikiyatr Martin Paul Kafka (1947-), parafiliyi şu şekilde tanımlamaktadır:
Bir parafili belirli bir nesneyi (örn. , çocuklar, hayvanlar ya da iç çamaşırları) veya belirli bir davranışı (örn. , kendini teşhir etme, acı çektirme, ölülerle ilişkiye girme) içerebilir. Parafilik bireyler için, parafilik uyaranın varlığı ya da hayali cinsel uyarılma için yeterli olabilir. Parafilik davranış ve bu davranışın altında yatan hiperseksüalite, cinsel dürtü ve saldırganlık bir cinsel dürtü bozukluğunu temsil ediyor olabilir. (KAFKA, Martin Paul, 1995: 9-21)
Nekrofili'de parafili kategorisinde değerlendirilmekle birlikte nekrozoofili (hayvan ölülerinden cinsel haz alma), nekropedofili (çocuk cesetlerinden cinsel haz alma) ve nekropagia (ceset parçalarından cinsel haz alma) gibi alt başlıklara ayrılmaktadır. Alman seksolog ve psikiyatr Richard Freiherr von Krafft-Ebing (1840-1902), nekrofili için "tüm sapkınlıkların en canavarcası" ifadelerini kullanmaktadır. Avusturyalı nörolog ve kuramcı Sigmund Freud'a (1856-1939) göre bir insanın yetişkin olduğu çağda ortaya çıkan cinsel davranış sapmaları, o kişinin erken çocukluk döneminde karşılaştığı cinsel sorunlara dayanır. Kişiliklerini bulamamış ve kendi ailelerinde otoriter anne-baba imgesinden kurtulamamış kişiler kimliklerini sürdürememe korkusu yaşayarak ve kendi kafalarında oluşturdukları imgelerine karşı galibiyet kazanmak için bu cinsel davranış sapmalarına yönelmektedirler(VIRTUE, Sheikh, 2007: 97). 

Nekrofili saplantısındaki insanlar üzerinde yapılan bazı incelemeler sonucunda bu kişilerin genellikle cesetlere karşı nefret, kin ve onları yok etmeye yönelik duygular taşımadıkları ve cesetlere karşı sevgi, aşk, acıma ve cinsellik gibi duygular beslediklerini ortaya koymaktadır. Buna bağlı olarak önce cesetlerle ilişki kurmak için mezarlık ve morg gibi alanları kullanan nekrofililerin, zamanla insan öldürme ve ölüyü saklama noktasına geldikleri şeklinde örneklere de rastlanmaktadır. Bazı seri katillerin dosyaları incelendiğinde öldürdükleri kişilerin cesetlerini giydirip süsledikleri, onlarla konuştukları, birlikte yemek yedikleri ve cinsel ilişkiye girdiklerine yönelik davranışlarda bulundukları görülmektedir. Bazı psikologlar, nekrofililer'deki cesetlere karşı bu anormal sevgi halini, geçmişlerinde ailelerinde çok bağlı oldukları ve çok sevdikleri bir kişiyi kaybetmiş olmanın verdiği ruh haline bağlamaktadırlar.

Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Uzm. Dr. Şafak Taktak, Tuğçe Tabak'a nekrofili konusunda verdiği röportajda, nekrofili sapmasını yaşayan kişiler üzerinde çeşitli araştırmalar yapıldığını, bu kişilerin normal insanlar gibi yaşadıkları için fark edilemediklerini, genellikle mezarlık çevrelerinde yaşadıklarını ve meslek seçimlerinde özel olarak mezar bekçiliği ve otopsi görevlisi gibi işler seçtiklerini ifade etmektedir. Dr. Taktak, bu kişilerin sevdikleri insanların ölümlerini kabul edemediklerini ve onların sonsuza dek normal biçimde yaşadıklarına inandıklarını aktarmaktadır. Ayrıca, nekrofili'nin dünyada ve Türkiye'deki oranı hakkında ise bunun henüz saptanamadığını ama 10 binde bir bu hastalığın gözüktüğüne dair bir takım fikirlerin ortaya atıldığını ifade etmektedir. Türkiye'de Adli Tıp Terimleri içinde "kadavralardan cinsel haz almakla karakterize bir saplantı" olarak tanımlanan ölüseviciliğin, buradan yola çıkacak olursak kadavra ve hastane morglarında görüldüğüne dair kanıyı kuvvetlendirmektedir. Cinsel saldırı ve istismar olayları hakkındaki bazı raporlar incelendiğince nekrofili türündeki saldırıların varlığına da rastlanılmaktadır. Dr. Taktak, bu hastalığın tedavisinin bu kişilere %60 oranında etki sağlamadığını, çünkü bu kişilerin en büyük zevklerinin ölülere dokunmak, bakmak ve onlarla cinsel ilişkiye girmek olduğundan kendilerini hasta olarak görmedikleri için tedaviye karşılık vermediklerini sözlerine ekliyor. Ayrıca nekrofilinin kadınlara oranla daha çok erkeklerde görüldüğünü ve anayasada yer alan ölüye hakaret ile ilgili suçtan yargılanarak üç ay hapis yattıktan sonra serbest kaldıklarını ifade etmektedir.

Sonraki blog kaydı, Bölüm II: Mitoloji ve Tarihte Nekrofili başlığı altında devam edecektir.  

 ______________________________________________
KAFKA, Martin Paul (1995). Current concepts in the drug treatment of paraphilias and paraphilia-related disorders. Practical Theurepetics III  
VIRTUE, Sheikh (2007). Masonik Cinayetler. Çev. Genim Sipan Loran. Yeşil Elma Yayıncılık: İstanbul. 

Sami Mert EĞİLMEZER
Tarih Kronikleri
samiegilmezer@gmail.com

twitter.com/mertegilmezer
facebook.com/sami.egilmezer


Hiç yorum yok: